cesarete karşı dizdiğim bunca övgüye rağmen korkunun organizma için ne denli hayati bir işlevi olduğunu kabul ettiğimi söylemeden geçemeyeceğim sayın akademi üyeleri...
çocukken "çekirgegördümçekirgegördüm" diye tepinerek ağlayacak kadar tırsonik bir çocuk olan sevgili kardeşimin bugün snowboarduyla ıssız dağlarda fink attığını benimse deniz anasını eline alıp başka çocuklara atabilen bir yaradılıştan biraz ıssız bir sokakta arkamı kontrol etmeden yürüyemeyen bir kadına evrildiğimi belirtmeyi borç bilirim...korkuyla cesaretin tasolar kadar kolay değiş tokuş edilebildiği yıllar o kadar da belirlemiyor yani sonraki yıllarda olacakları...(freud'un bu konudaki umutsuzluğu ayrıca iç karartıcı, çoğunlukla da geçersizdir. nikbinliklerden yanayım)
şöyle şeyler de gördüm vaktiyle;
bol iddialı bir eylem kortejinin, polis kortejinin iki adımıyla çılgıncasına dağıldığını, sonra yükselen kortizonu dengelemeye birebir olan çay içmeye gitme merasimlerinde tüm kortej bireylerinin ayrı ayrı kahramanlık hikayeleri anlattığını...
sonra kapının dışındaki testereli grubun içeri camları kırarak ulaşan taşlar yağdırdığı, içerde de bir grubun ellerindeki sopaları sallayarak slogan attığı bir çatışmada, dersten çıkıp da bu ses ve öfkenin ortasında kalan bir kızcağızın ağlamaya başladığını. O sırada barikata taşınacak birşeyler arayan bir kızın onu "sus lan hem apolitiksin hem de ağlıyorsun" diye azarladığını...
bu denli uzaklaştığın, bu denli yabancılaştığın bir şeyle nasıl ilişki kurabilirsin ki? en temel güdülerinden birini reddetmişsin insanın, onu ağaçların üzerinden uygarlıklara taşıyan itici gücü görmezden gelmişsin. ona nasıl yaklaşabilir nereye taşıyabilirsin ki?
korkmaktan korkmaksa yürüyen merdivenlerde ters çıkmaya çalışmak gibi gereksiz enerji sarfiyatı, hediyesi olarak da at gözlüğü
where is mind etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
where is mind etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
28 Nisan 2009 Salı
kurtuluş mutlaka ellerimizde
nihan, son 24 saat içinde iki farklı yazısı ve mail üzerinden yaptığımız sohbet sayesinde söyle bir olasılık üzerine düşünmemi sağladı
korkuya karşı cesareti seçmek gibi olasılık olduğunu düşündüm. şöyle ki mesela karşımıza çıkan durumlar karşısında korku tepkileri verebildiğimiz gibi cesaret tepkileri de verebiliyoruz. mesela bir tacizcinin karşısında kilitlenip kalırken başka birinin testislerine tekmeyi indirebiliyoruz. birçok parametrenin etkilediği bir değerlendirme sonucu bu tepkilerden birini sürdürüp diğerini bırakabiliyoruz.
biliyoruz ki öğrenilmiş çaresizlik doğuştan gelen değil sonradan oluşan bir tepki biçimi. yani o çaresizliği kabullenme noktasına gelene kadar aslında cesaret göstermiş ve başka çözümler de denemişiz.
aslında korkarak, "savaşmak" ya da "kaçmak" arasında bir seçim yapmış oluyoruz.
belki çok da abartmadan, çok da tantana çıkartmadan, üzerinden çok para kazanıp/kaybetmeden geri dönüp cesaret gösterdiğimiz durumlara bakmakla yetinebiliriz.
orda daha çok "hayır" diyebiliriz ve daha çok sorabiliriz belki "neden" diye.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)